$2.99

7 Ekim 2006 Cumartesi

Benim Ayrıcalıklarım Var ! - Ya da Türk Medyası Neden Sadece Tuvalet Kağıdı Üretmek Zorunda Kaldı ?

Cildirmak uzereyim arkadaslar, bilmem farkettiniz mi ama gunlerdir guzide medyamizda bir kadin dusmanligi tartismasi suruyor. Olayin aktorleri anladigim kadariyla Ayse Ozyilmazel, Hasan Pulur ( ki isminin su yazidaki birkac kisiyle ayni anda anilmasini son derece yanlis buluyorum ) , Hincal Uluc, Mansur Forutan ve Hasmet Babaoglu.

Hasan Pulur, surada linki olan yazida Ayse hanim ve abilerine agir bir ayar vermis, bu ayar uzerine saskina dondugu varsayilan Ayse hanim Hincal bey ve Hasmet Babaoglu'nun kendisini savunan yazilarinin ardindan Mansur Forutan'dan da agir bir ayar almis, bunun uzerine Hincal Uluc'un deyimiyle ( bundan sonra kendisinden yazida HU diye sozedilecektir - yakismadi da degil ) hungur sakir aglayarak HU'yu aramis, ve saskinligini, mazlumlugunu, ezilmisligini ifade etmis.

Biz bu gelismeyi de HU'dan ogreniyoruz bu arada, Ayse hanim'in ne yazik ki kendi kendini savunabilme refleksi yok. HU birazcik kafasini toparlamasina yardim ettikten sonra konuyla ilgili yazisini kaleme alabiliyor. Evet, dogru okudunuz; bu insan kose yazari. Kose yaziyor yani, Sabah Gazetesinin Gunaydin ekinde insanlara sacma sapan dusuncelerini fiskirtmak suretiyle. Yazdigi yaziyi Gunaydin'in arsiv bolumu cok dalli budakli oldugu icin koyamiyorum.

Hasan Pulur'un yazdiklari hakkinda fikrimi soylemeden once, olayda adi gecen sahislarin gozlerimi kapadigim zaman onume gelen portrelerini sizinle paylasmak istiyorum;

Hasan Pulur, uslup sahibi, kalender, gormus gecirmis ve eskilerin yasayan tarih dedigi cinsten bir kose yazari. Bugune kadar bu satirlarin yazari kendisinin bok atma mahiyetli bir yazi yazdigine sahit olmadi. Gunumuzun Burhan Felek'i demis Eksi Sozluk'ten bir arkadas, son derece dogru bir tanimlama. Cizgisi saglam, yazdiklarina son derece guvenilir, cogu konuda bilgisinin bizden kat kat ustun oldugunu kabul etmek zorunda oldugum bir yazar.


Ben bu adam hakkinda ne dusunecegimi defalarca sasirdim, ama yavas yavas zihnimde birseyler yerine oturmaya basladi. HU, bir konu hakkinda uzerinde mutabakata varilmis goruslerin dikine giderek kendini farkli bir yere koymaya calisan, hayata siyah ve beyaz olarak bakip asla grilere sahip olamamis, Sezen Aksu gibi belli bir sure sonra kendisine referans olsunlar; ya da karsi koyamasinlar diye bir yere getirdigi insanlarla ovunen, Turk halki olarak insanlari bir yere getirme hakkini kendisine abuk sabuk yazilarini cok okuyarak verdigimiz bir insan. İnsan dedim, kendisi zamaninda neden her konuda bilgili ve ilgili olmak zorunda oldugu yonundeki elestirilere "İnsanim, yetmez mi ?" kavlinden retorik ve sardalya konservesi tadinda bir cevap vermisti. Bir filmi ya cok begenir, ya hic begenmez. Boylece, x=HU'nun sinema bilgisinin sonsuz yanilmazligi degiskeninden hareketle , bu filmin rezalet oldugu sonucuna varir. Tartisma tarzi Ahmet Cakar'in biraz daha yillanmis haline benzer diyebiliriz, Spawn'da yasli cehennem tohumlarinin guclerini genclere gore daha dikkatli ve daha idareli kullandigindan bahsedilir ya; aynen oyle. Gittigi mekan, kendisine iyi servis yapildiysa harika, sahane, inanilmaz ya da olaganustudur ( bunu zaten bu cafcafli sifatlari kullanmasa bile yazisinin sonunda mutlaka verdigi telefon numarasindan da anlayabilirsiniz ) ; yok, HU'ya bekledigi ihtimam gosterilmediyse kesin ya elden gecirilmeye , ya da isletmecisini degistirmeye muhtactir. Mekanla ilgili yaptigim tespit, Ertekin denilen sapkamsi yasam formunun mekanini tabii ki kapsamamaktadir..

Hasmet Babaoglu var bir de , kendisinin resmini koyarak canimi sikmak istemiyorum; bu da son derece ilginc bir abimiz. Yasini basini almis olmasina ragmen kendisini Guns'n Roses konserlerinde gormemiz , yaninda surekli cook guzel bir ablanin olmasi, Besiktasliligi, 90 Dakika icerisinde konulara serinkanli yaklasmaya calismasi ask uzerine dondurup dondurup ayni laflari eden, en onemli vazifesi HU'nun soylediklerini tasdik etmek olan kotu bir yazar oldugu gercegini bir noktadan sonra unutturamiyor. Okumuyorum, butun Vatan gazetesi sayfalarini kelime kelime okumak zorunda kalsaydim bile eminim kendisinin kosesinde gorusumu bulandirmak icin olmus akrabalarimi dusunup aglamaya calisirdim.

Mansur Forutansa, belki de bu grup icerisinde kendime yakin buldugum, birlikte icmeyi ve muhabbet etmeyi isteyebilecegim ( bu noktada bir tek Hasan Pulur'u ayri tutmaktayim , kendisiyle inanilmaz bir raki sofrasi tecrubesi yasanabilir ) tek insan. Bir kere Whitesnake seviyor, sadece bu bile digerlerini saniyede yuz metre geride birakmasi icin iyi bir sebep. Bugune kadar Sabah-FHM-Aktuel-Aksam guzergahinda gozum degdikce kendisini hep takip ettim, Aksam Gazetesindeyse daha sik okumaktayim. Surukleyici, ilginc konular uzerine rahat yazabilen; fakat bunlari birazdan bahsedecegimiz bayan gibi basitlige ve ucuzluga dusmeden yapabilen yaratici bir yazar. Begenerek izliyorum, izlemeye de devam edecegim.

Haa, simdiyse olaylarin asil kahramanina geldik. Bir kere, agzindan o kalemi cikar guzel ablam; o coreklendigin kose senin babanin mali olmadigi gibi evinin salonu da degil. Koseni okumasi hedeflenen kitlenin niteligi kulagindan sarkan iPod kulakliklarindan az cok tahmin edilse de , bu gazetenin sayfalarini kurcalayan her insan senin bu fotografinin yaydigi simariklik ve samimiyetsizlik isinlarina maruz kalmakta; bunu unutmayalim. HU'nun kosesinde yazilari yayinlanmis 2004'te, Aktuel'den tekmeyi yedikten bir zaman sonra da Sabah'in sozkonusu ekinde yazmaya baslamis; ben adini ilk defa Hasan Pulur'un verdigi ayar vesilesiyle duydum. Duymaz olaydim diyorum bazen ama, ustadin bir bildigi var demek ki. Bizi de ucundan kosesinden bu ise bulastirdi iste.

Oturdum usenmedim, boktan pusurden bir iki yazisini okuyayim dedim, bunyem musaade etmedi. Sen Turkce yazamiyorsun; burasi Turkce konusulan bir ulke, sen zihinlerin kasintisina derman olacak bir konu uzerine yazamiyorsun; biz Divan edebiyatindan beri duzyazi icerigindeki konuya bicim kadar onem veren bir milletiz, sen artik tokat gibi yazsan ne olur, Nobel alsan ne olur. HU onermismis kendisini, Dinc Bilgin de begeniyle kabul etmismis, cart curt. HU'nun kapisinda yatip kalkip kose yazari olabilmis kendisi, Universite kampuslerinde zengin koca arayan genc kizlarimiza duyurulur. Bu millet agdacisiyla bile roportaj yapan Ayse Arman'a tahammul edebiliyor diye, sinirlari zorlamanin bir manasi oldugun sanmiyorum.

Simdi tartismanin icerigine gelelim.

Hasan Pulur'u tartismada sonuna kadar hakli buluyorum, kendisi yazdigi yazida ne seksist, ne fasist, ne de alzaymir magduru bir tavir ortaya koymustur. Yillarca emek verdigi mesleginin dustugu halden utanan, etrafini saran bok cemberinin gogsune carpmaya baslamasindan rahatsiz olan her kose yazarinin yillardir yapmasi gereken seyi yapma cesaretini gostermis olmasi; cok da sasirtici degil. Kose yazarligi meslek degil is'tir evet, ama bu biraz da "is" ten ne anladiginiza bagli. İs sahibi olmak gerekli niteliklere ( kagit parcasindan baska birsey olmayan bir İletisim Fakultesi Diplomasi haric ) sahip olmadan kapilarda yatarak, ben bu isi yapmak istiyorum diyerek, kiymeti kendinden menkul tekavutlerden icazet alarak olan birseyse, Engin Ardic, Hasan Pulur, Tufan Turenc, Nihat Genc, Oktay Akbal ve Emre Kongar nasil bu camia icerisinde saygi goren yazarlar olarak aniliyor hala ? Hos, Reha Muhtar hala su doldurulmus prezervatife benzeyen kosesiyle ( Serdar Turgut'a saygilar ) gazetelerde arz-i endam etmekte, Pakize Suda hala mis mus'lu kelimelerle okuyucu toplamakta, Tugce Baran koseyazisi yazdigin iddia etmesine ragmen tek elde ettigi basari en seksi 3.yazar secilmesi olarak kayitlara gecmekte ama;

Bu tarz beceriksiz yazarlarin kose yazisi yazabiliyor olmasi, hicbir zaman toplum tarafindan saygi gorecekleri anlamina gelmiyor. Belki de bu konudaki tek tesellimiz bu. Hasan Pulur hep hatirlanacak, su an odamdan iceri girse uzerimde ceketim olsaydi onumu iliklerdim, ayni sey Ali Sirmen icin de gecerli. Ama Ayse hanim, Reha bey, HU veya Hasmet abi ayni davranisi sergileyerek kapimi acsa, en fazla kicimi kasirim diye dusunuyorum. Eminim ki, cogunluk da boyle dusunmekte. Kic kasimaktan ileri gidenler toplumun radikal kesimleri, guncel deyimle asirilar; onlari bosveriniz.

Ayse hanim'a karsi kadin dusmani bir tavir takindigi soylenen Hasan Pulur'a karsi, hanimefendinin yegane savunmasi "Ne yani, genc kadinlar yukselmesin mi?" seklinde bir tezahurat baslangici oluyor. Keske bu cumleyi tribunlere uclu cektirmeye calisarak bitirseydi; ne yazik ki devami daha da kotu.

"Koskoca basını pis bir geyiğe alet ettiniz. Bütün bunlar ayıp, yazık, ziyan değil mi? Gençsek, kadınsak çalışmayalım; bir yerlere gelmeyelim yani, öyle mi?"

Simdi kim kimi nereye alet ediyor, sen ne dedigini farkinda misin guzel teyzecim; bir kere kadinlarin boyle bir problemi yok sozkonusu tartismaya iliskin, kimin kadinlari rakiplerinin kafalarina vurabilecegi bir alet olarak gordugu yukarida cumlede son derece acik ifade edilmis. Kaldi ki, saldirdigin bu insan Ece Temelkuran, Meral Tamer gibi Turk basininin en saygideger yazarlarindan bazilariyla ayni gazetede gururla calisiyor, hatirlatirim. Kimse bugune kadar Ece hanim'in bulundugu konuma nasil geldigini boylesi bir soru isaretiyle sorgulamadi, neden acaba?

Yoksa sizde asla olamayacak birsey onda oldugu icin mi ?

Tartismayi bir adim daha ileri goturerek noktalayalim;

Sizde olmayip Ece'de fazlasiyla olan bu eksiklik, yazarlik yetenegi, sagduyu, bilgi birikimi ve gazetecilik kulturu olmasin ?

Afferin, sen devam et o kalemin ucunu emmeye.

2 yorum:

nil dedi ki...

Tebrikler yazin icin
Aynen katiliyorum
3 ne oldugu belli olmayan magazin -kose kapmis- yazar bile diyemiyorum insanin Hasan Pulur gibi bir gazeticiye saldirisi gercekten komik.
Neyseki sag duyu sahibi insanlar senin gibi aradaki farki cok rahat gorebiliyorlar.

kjhjkh dedi ki...

thank you for share all comments very nice..

sex